• Mesude

Şanssız ben

31 Mart yerel seçimler bitti ama hala Istanbul belediye başkanı görevine başlamadı. Çünkü iktidar partisi adayı her türlü ala vereye rağmen kazanamadı ve sürekli itiraz edip bazı bölgeleri yerinde saydırıyorlar. Yeniden sayımlar da bitti sonuç değişmedi, şimdi de olağan üstü itiraz diye bir şey varmış ona başvurdular 3 bavul dolusu evrak getirdiler YSK ya. Bakalım ne olacak. 2 haftadır içimizi dışımız seçim sonucu ve itirazlar oldu. Istanbul belediyesi meğer ne değerliymiş ya. Bütün paralar soygun oradan yapılıyormuş. Süreç çok iğrenç bir şekilde.

Bu arada Ceydama para gönderme zamanım geldi ve gene hesap kitap yapıyorum. Geçtiğimiz aylarda Toronto ya gittim diye ve ilaçlara zam gelecek hatta bazı ilaçlar piyasadan çekilecek diye 1700 liralık migren ilacı almışım. Maddi olarak aşırı sıkıntıda bir dönemden geçiyorum.

Pazartesi günü Ceyda meleğim 25 yaşından gün aldı. Onu o kadar çok özledim ki anlatması zor. Dün bana halka halka bir perde ve çöp şiş resmi yolladı. Arkasından da perdeyi pencereye takılmış halini attı. O perdeyi geçen sene nisan da almıştık ama korniş uygun değildi takamadık. Tahta çöp şişlerle bir çözüm üretip takmış. Pratik zekalı olması hoşuma gitti. Bazen göğsüme ağrılar giriyor onu orada bir başına bırakmak o kadar zor geliyor ki bana. Ne yer ne içer parası yeter mi bunları düşünmekten sürekli başım ağrıyor. Aralıkta gittiğimde greyfurt çok sever ve zamanı olduğu halde almıyordu, nedeni pahalı olması. Her şey pahalı aslında. Burada 3 kuruş Türk Lirası kazanıp yurt dışında çocuk okutmak çok zormuş. Babası okul ödemelerinin yarısını yaptı boşandığımızdan beri, o kadar. Şimdi de kira ve harçlığın yarısını de veriyor ama ben o kadar çok borçlandım ki. Benim maaşım burada yaşamak için bana bile yetmiyorken kızıma yetirmeye çalışıyorum. Babasının maaşı yeni karısına aldığı evlerin ve arabaların kredilerini ödemekten sıra hiç bir zaman Ceyda ya gelmiyor. Boşandıktan sonra ortak aldığımız evde oturduk kızımla ben. Benden evin kira değerinin yarısını istedi. Boşanmadan önce başka konular vardı mücadele ettiğim. Ama boşandıktan sonra hep maddi problemlerim oldu. Abim sağ iken onun desteği ile idare ettim. O ölmeden 2. evliliğimi yaptım ama yeni eşim de eski karısının, dayısına, kardeşlerine, annesine çalışıyordu. Ölene kadar unutmayacağım : Benim evin kirasıyla yeni tuttuğumuz evin kirasını ödeyelim, üstü de mutfak masrafımız olsun demişti. Benim okuyacak bir evladım ve bir sürü borcum vardı. Bunları hiç düşünmedi. Eski karısı her ay 4000 liraya yakın para alıyordu ve kızının eğitim, gezme tozma, kıyafet, annesi ile gittiği lüks tatil bedeli, uçak masrafları, arabasının vergi ve tamir masraflarını hepsinin tamamını yeni eşim ödüyordu. Hatta 2 sene eski karısının elektrik, su doğal gaz, internet masraflarını da ödedi. Ben düğün istemedim, yemek, kokteyl istemedim. Takı gelinlik istemedim. Balayında 5 gün Mardin e gittik. Döndüğümüzde bize takılan tüm takıları alıp dayısına verdim ihtiyacı var diye. Borç olarak sanıyordum ama şimdilerde dayısı yılbaşında Hilton da giriyor, geziyor tozuyor o altınları yada 2 sene boyunca boğazımızdan kesip onun borçlarını ödediğimiz parayı geri vermeyi hiç aklının ucundan bile geçirmiyor. Ya ben yaz tatilinde pansiyonda 15-16 yaşında kocaman kız ile aynı odada kaldım üstelik her öğlen odanın banyosunda plastik çatak tabak yıkadım, ton balığı yedim. Her akşam yatana kadar da "ekonomi kötüye gidecek, para harcama, alış veriş merkezlerine sakın gitme, onu alma bunu alma, kriz geliyor" lafları ile kafam ütü yedi psikolojim bozuldu. Sanki ben alışveriş merkezlerinden çıkmayan har vurup harman savuran biriyim. Tüm bunları kızı ve eski karısına söylemeli ama onlar laf söyleyince ağlıyorlar tabi kıyamaz.

Sevdiğim adam ile özgürce vakit geçirmek için evlendim. evliliğimin ilk yılları çok da pişman oldum, keşke evlenmeseydim dedim defalarca. Ben ezilmek için mi yaratıldım diye düşünüyorum. Eski eşim çok eli sıkı biriydi ama biz her sene güzel bir yerde güzel bir tatile giderdik. Para biriktirip ev de alabildik buna rağmen. Eski eşim ile yani eşimi kıyaslamak çok saçma ama bazı şeyler kafamda netleşmiyor. Aynı maaşı alıp da nasıl bu kadar kısıtlı yaşıyoruz anlam veremiyordum. Eski karısı zaman zaman ekstra borçlar yapıp eşimden istiyor. Bu kadının yakın arkadaşlarından biri benim arkadaşımın karısının da yakın arkadaşı ve ondan her şeyi öğreniyorum. Çoğu gün kahvaltı dahil yeme içme hep dışarıda yapılıyor, Emar, Akasya, Cevahir, Zorlu center alışveriş merkezlerinden çıkmıyorlar. Alacağın bir şey yoksa alışveriş merkezinde ne işin var? Ya daha neler neler. Kadının 2 yıldır çatım akıyor dediği çatıyı bu yıl kızının ağlamasına dayanamayıp yaptırdı eşim. Çatı apartmanın ortak gideridir ama eşim ödedi. Kızı ile ilgili her şeyin tamamını eşim ödüyor. Kadının emekli maaşı var, babasının emekli maaşından da alıyor annesi ile ortak, e bir de kişisel gelişim koçu (daha kendi kişiliği oturmamış 56 yaşında ama) millete danışmanlık yapıyor. Kızının psikolojisi bozuyor. Ya büyük kızı evlendi düğün için 10 bin liralık kendine, küçük kızına da 7000 liralık elbise bakıyor. Bu ne müsrifliktir? Varsa alırsın da kredi kartına borç yapıp sonra ödeyemeyince eski eşinden istemek nedir.

Büyük kızı ilk kocasından. Kızı 6 yaşında iken iş yerinde aşık olup, adamı alıp Suadiye oteline götürüyor. E seks yaptıktan sonra da adamın hoşuna gidiyor hep istiyor çünkü kadın tecrübeli ve adamın da ilk seks yaptığı kişi ve adam kadından 6 yaş küçük. Yani kadın kocasını aldatıyor. Yattığı adam da kadına aşık olduğunu sanıyor. İş yeri haricinde görüşmeler zor olunca kadın kocasını boşayıp yattığı adamla evleniyor. İlk kocasından nafaka falan alamıyor hemen evlendiği için. İkinci kocadan da 37 yaşındayken bir kız çocuğu doğuruyor. Bebeğin hipoglisemi sorunu var sıkıntılı günler yaşanıyor. İş hayatına son veriyor. Evde 2 kızı ile günler geçerken, 2. koca iş gereği seyahatlere, yemeklere gidiyor diye kıskançlıklar başlıyor. E bi de de aşırı kilo ve zaten yaş olarak da adamdan büyük. 2008 yılında başka birine aşık oluyor kadın. Kocasından da boşanmak istiyor. Adam 2008 de evden ayrılıyor ama resmi bir boşanma yok. O gün bugündür bu kadın zevk ü sefa içinde yaşıyor. Kendinden yaşça genç başka sevgilileri oluyor, hepsi para için birliktelikler. Evliliğe gidecek bir ilişkisi olmuyor.

Bir de bunlar yetmez gibi 11 yaşındaki kızına "babasının onu aldattığını" anlatıyor. 2014 yılında birlikte gittiğimiz bir yaz tatilinde Deniz ile bir gün boyunca yalnız kaldım. Eşim iş toplantısına gitti, biz de Çanakkale de bir AVM de bir kafe oturduk gün boyu. Sohbet ettik, genç kızları ilgilendiren konular ağırlıklı idi. Aşık olduğunu anlattı. Bir ara "Mesude abla biliyor musun babam annemi aldatmış" dedi ve birden hüngür hüngür ağlamaya başladı. Şeker hastalığı var ve ani heyecan yaşasın istemiyorum, korktum o an. Onu sakinleştirmek için ben de o olayın bildiğim gerçek yüzünü anlattım. Sakinleşti. O akşam eşim geldi bizi aldı iftara gittik. Saat 22 de iftardan çıkıp Istanbul a dönüş yoluna düştük. Gece 3 gibi Deniz i evine bıraktık, sonra evimize geldik yattık. Sabah ben işe gitmedim. Eşime de Deniz in anlattığı aldatma olayını anlatacak fırsat olmadı. Eşime mesaj attım "eve vakitlice gel konuşmamız gereken şeyler var" diye.

10 görüntüleme

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Ben de yoruldum

Sizin de bazen hayatınızda her şeyin ters gittiği, güzel umutlarla başladığınız her şeyin kötü gittiği oldu mu? Sanki klostrofobi hissi gibi sıkıştığınız, kapalı ve küçük alanda, duvarların üstünüze g

Kaliteli insanlara denk gelsin hayatınız

Nerde nasıl davranacağını bilen, karakteri sağlam olan ve sizi el üstünde tutan insanlar. Sadece iyi günde varlığını belli edip kötü günde yok olmayan, sözünün eri olan insanlar. En önemlisi varlığı h

a

Küfretmek istiyorum bütün her şeye.. Her zaman şükrettim ama bazen insan isyan ediyor. Bazen diyorum ki bir uzaylı istilası olsa da can derdine düşsek. Bazen hiç kimseyi sevmek istemiyorum. Bazen den